email: şifre: yeni üye
Ana SayfaSiyasetGündemEkonomiDünyaSporYaşamTeknolojiSağlıkTasavvuf
Dr. Fazıl Nimet [Güneş ve Ay] 1/11/2012

Dr. Fazıl Nimet
DİNDE ZORLAMA VAR MIDIR? – 2

 Hidayet Kişinin İradesine Bağlıdır.
Hiç kimse başka bir kimseyi Allah’a inansın diye, Allah’a ibadet etsin diye, Allah’a kul olsun diye zorlayamaz. Bu Allah kul arasında bir şeydir. Allahû Tealâ hiç kimsenin müdahalesine müsade etmez. Kasas Suresinin 56. âyeti kerimesinde Allahû Tealâ iki cihan serveri Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e şöyle buyuruyor:

28 / KASAS - 56: İnneke lâ tehdî men ahbebte ve lâkinnallâhe yehdî men yeşâ’(yeşâu), ve huve a’lemu bil muhtedîn(muhtedîne).
Muhakkak ki sen, sevdiğin kişiyi hidayete erdiremezsin (onun ruhunu Allah'a ulaştıramazsın). Fakat Allah, dilediğini hidayete erdirir. Ve O, muhtedileri (hidayete erenleri) daha iyi bilir.

Allahû Tealâ Peygamber Efendimiz (S.A.V) diyor ki: “Sen sevdiğin hiç kimseyi hidayete erdiremezsin, hidayete erdirmek Bizim üzerimize vazifedir.” Peygamber Efendimiz (S.A.V) Amcasını hidayete erdirmeyi elbette isterdi. O yetimken O’nu Amcası büyütmüştü ve kendisinin üzerinde emeği çoktu. Ama Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in bütün ricasına rağmen Amcası Allah’a ulaşmayı dilemedi. Hiç kimse bir başkasını hidayet üzere kılamaz. Kişi bizatihi kendi hidayete erdirmeyi istemelidir. Allah’a ulaşmayı dilemeyi istemedikçe hiç kimse onu hidayete erdiremez. Bu Allahû Tealâ’nın kesin kanunudur.
Kişi hidayete ermeyi istiyorsa mutlaka iradesini kullanmak durumundadır. Allah’a ulaşmayı dilemek durumundadır. Allah’a ulaşmayı dilemeyen bir kişiyi kimse hiç kimse Allah’a ulaşmayı dileme noktasına ulaştıramaz. Sadece 2 tane alternatif vardır. Allah’a ulaşmayı dilemek veya dilememek; bu seçim iradî bir konudur.
Kişisel irade, kulun iradesi, cüzî irade Allah’a ulaşmayı dilemedikçe o kişinin dışarıdan yapılan bir tesirle mü’min olması kurtuluşa ulaşması hiçbir zaman mümkün değildir. Kişi mutlaka kendisi kendi iradesi ile Allaha ulaşmayı dilemelidir. Dilediği takdirde mutlaka Allah onu cennetine alır.
Eğer kişi Allah’a ulaşmayı dilemiyorsa başka biri o kişiyi hidayete hiçbir şekilde erdiremez. Hidayetine sebep de teşkil edemez. Her halükârda Allahû Tealâ’nın mutlak bir şartı vardır. O kişinin cüzî iradesi, kişisel iradesi Allah’a ulaşmayı dileme cüretinde bulunur. Kişi Allah’a ulaşmayı dilemedikçe etrafındaki insanlar ona ne yaparlarsa yapsınlar o kişi hidayet üzere olamaz. O kişi kurtulamaz. Dışarıdan yapılacak olan müdahaleler kimin tarafından yapılırsa yapılsın o kişinin iradesine karşı bir zorlamaysa o kişi Allah’a ulaşmayı dilemiyorsa o kişi asla hidayete erdiremez. 

 Cehennemden Kurtuluş Tek Bir Dilekle Mümkündür!
Bir kişinin cehennemden kurtuluşu Kur’ân’ı Kerim’de bir tek şarta bağlanmıştır. Kişinin cenneti Allah’a ulaşmayı dilediği noktadan itibaren başlar. Oysaki Allahû Tealâ’nın mutlaka o kişinin kalbinde göreceği, kalbinde işiteceği, kalbinde bileceği bir taleptir. Allah kalbinizi işitir bilir ve görür. Kalbinizdeki sesi işitir, Allah’a ulaşmayı dileme talebinizi işitir, kalbinizdeki talebi görür.
Öyleyse bir insan ya Allah’a ulaşmayı diler yada dilemez. Allah’a ulaşmayı dilemeyen bir kişiyi hiç kimseyi zorla Allah’a ulaşma dileme noktasına ulaştırmak imkânının ve aynı zamanda yetkisinin sahibi kılınmamıştır. Bu sebeple Allahû Tealâ Bakara Suresinin 256. âyeti kerimesinde: “Dînde zorlama yoktur” diyor. Bu âyeti kerimeye göre rüşd yolu ve gayy yolu birbirinden ayrılmıştır. Beyan edilmiştir, açıklanmıştır, tebeyyün edilmiştir. İkisinin hususiyetleri belli olmuştur. Yani burada rüşd yolu ve gayy yolu birbirinden kesin şekilde ayrılmıştır manası çıkmaktadır.
Bu açıklama, Araf Suresinin 146. âyeti kerimesinde daha da belirgin bir şekilde ortaya konuyor:

7 / A'RÂF - 146: Seasrifu an âyâtiyellezîne yetekebberûne fîl ardı bi gayril hakkı ve in yerev kulle âyetin lâ yu’minu bihâ ve in yerev sebîler ruşdi lâ yettehızûhu sebîlen ve in yerev sebilel gayyi yettehızûhu sebîl(sebîlen), zâlike bi ennehum kezzebû bi âyâtinâ ve kânû anhâ gâfilîn(gâfilîne).
Yeryüzünde haksız yere kibirlenen kimseleri, âyetlerimizden çevireceğim. Bütün âyetleri görseler, ona inanmazlar. Eğer rüşd yolunu görseler, onu yol edinmezler. Ve gayy yolunu görseler, onu yol edinirler. Bu; onların, âyetlerimizi yalanlamaları ve ondan gâfil olmaları sebebiyledir.

Sadece 2 tane alternatif vardır ya rüşd yolu, ya gayy yolu. Herkes doğumu ile birlikte gayy yolundadır. Hiç kimse iradesi ile Allah’a ulaşmayı dilemedikçe rüşd yoluna ulaşamaz. Gayy yolundan ayrılamaz. Gayy yolu aynı zamanda dalâlet yolu olarak da, cehennem yolu olarak da adlandırılır. “Gayy” cehennem içinde bir kuyunun adıdır; gayy kuyusu. Gayy yolu cehenneme götürecek olan yol demektir.
Bütün insanlar doğdukları andan itibaren bir dalâlet çukurunun içindedirler. Allah’a ulaşmayı dilemedikçe hep dalâlette kalırlar. Kendi iradesi ile yani bilerek, isteyerek kalbinden Allah’a ulaşmayı dileyenler sadece onlar dalâletten kurtulabilen hidayet üzere olanlardır. Rüşd yolu irşad yoludur, hidayet yoludur. İnsanın ruhunu, vechini, nefisini, iradesini teslim edeceği yolun adıdır. Bu yola sadece insana serbest irade ile verilebilen bir karar ulaştırabilir. Böyle bir kararı Allahû Tealâ herkesten bekler, ister. Acaba bu kişi “Bana ulaşmayı dileyecek mi? Dilediği zaman Benim kulum olacak mı?” diye hep kalplerinize bakar.

 Kimler Allah’a ulaşmayı dilerse sadece onlar Allah’ın kulu olmayı hak ederler.
Kim Allah’a ulaşmayı dilerse sadece onlar Allah’ın kulu olmayı hak ederler, sadece onlar tagutun kulu olmaktan kurtulurlar. Öyleyse iradî yapının Allah’a ulaşmayı dilemediği bütün noktalarda, bütün zaman parçalarında o kişiler dalâlettedir. O kişi Allah’a ulaşmayı dilemedikçe dalâlette kalmaya mahkumdur. İnsanı dalâletten kurtaracak olan şey Allah’a ulaşmayı serbest iradesi ile dilemektir.
Kişi bir başkası adına dilekte bulunur veya dileğinin kabul edileceğini zannedebilir ama bilmelidir ki hiç kimse başkasının dileği ile bu hedefe ulaşamaz. Herkes bu sebeple kendisinden sorumludur. Evet tekrar ediyorum: Kişi bir başkası adına dilekte bulunur, dileğinin kabul edilebileceğini zannedebilir ama bilmelidir ki hiç kimse başkasının dileği ile bu hedefe ulaşamaz. Herkes bu sebeple kendisinden sorumludur. Aynı sebeple niyet amelden üstündür. Kim Allah’a ulaşmayı dilemenin niyetine sahipse, Allah’a ulaşmayı dilemişse, bu kişi henüz hiçbir aksiyonun içine girmemişse bile bu niyet onu tek başına kurtuluşa ulaştırır. Ama 15 yaşında sorumluluğunu almış, 80 yaşında ölmüş, İslâm’ın 5 şartını 65 yıl tatbik etmiş bir adam düşünün bu kişinin kurtuluşu Allah’a ulaşmayı dilemedikçe mümkün değildir. Allah’a ulaşmayı dilemek yani sadece bir tek niyet 65 yıllık ibadeti onun daha ötesine bir değere sahip olarak yürütüyor demektir.
Öyleyse hiç kimse zorla bir başka birine tesir edemez. Onun için Bakara Suresinin 256. âyeti kerimesinin başına “Dînde zorlama yoktur!” ifadesini koymuştur. İrşad yolları ile gayy yollarının birbirinden ayrıldığını söyleyen Allahû Tealâ şöyle devam etmektedir. “Kim tagutu kün ederse yani onu devre dışı bırakırsa, onu inkâr ederse Allah’a âmenû olursa Allah’a ulaşmayı dilerse o Allah’tan kopması mümkün olmayan bir kulba sımsıkı yapışır.” Bir sonraki âyeti kerimede böyle bir durumun kişiyi nereye ulaştırdığını ifade ediyor.  Allahû Tealâ Bakara-257’de sadece Allah’a ulaşmayı dileyenleri zulmetten nura çıkarır.

2 / BAKARA - 57: Ve zallelnâ aleykumul gamâme ve enzelnâ aleykumul menne ves selvâ kulû min tayyibâti mâ razaknâkum ve mâ zalemûnâ ve lâkin kânû enfusehum yazlimûn(yazlimûne).
Ve bulutu sizin üstünüze gölgeledik. Size kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Sizi rızıklandırdığımız temiz şeylerden yeyin. Ve onlar, bize zulmetmediler, fakat onlar, kendi nefslerine zulmediyorlardı.

  Bakara-256 ile 257’yi birbirine bağlarsak: “Kim tagutu inkâr etmişse, reddetmişse, âmenû olmuşsa Allah’ın dostu olmuştur. Tagutu inkâr eden kişi âmenû olan kişidir. Kendi iradesi ile bilerek isteyerek Allah’a ulaşmayı dileyen kişidir. Rüşd yolunu bu sebeple seçmiş olan kişidir. O Allah’ın dostluğunu kazanır. Allah ulaşmayı dileyenler Kur’ân’ı Kerim’de âmenû olanlar olarak geçer. Allah âmenû olanların dostudur. Zaten Allahû Tealâ onların kalplerini zulmetten nura çıkarır” diyor.

 Nefsin Afetleri
Burada insanların nefs kalplerinden bahsediyor. O nefs kalpleri doğuştan itibaren bütün insanlarda %100 afetlerle doludur. Yani kapkaranlıktır.
Cehalet, cimrilik, dedikodu, haset, hırs, isyan, iptilâlar, kin ve adavet, kibir, küfür, mürayilik, nankörlük, öfke ve gayz, sabırsızlık, vefasızlık, yalan, zan ve zulüm olmak üzere 19 tane afet. Bu afetlerin her biri nefsimizde karanlıkları temsil ediyor. Nefsimizin kalbi doğduğumuz andan itibaren bu şekille kap karanlıktır.

 Ruhun Hasletleri
Allahû Tealâ’nın doğduğumuz zaman bize üfürdüğü ruh ise %100 pırıl pırıl aydınlıktır. Ruhta bütün güzellikler 19 tane haslet vardır. Ruhtaki hasletleri şöyle sırlamak mümkün:
İlim, cömertlik, ketumiyet, tevhit, edep, itaat, kanaat, meziyetler, sevgi, mütevazi, îmân, ihlas, şükür, sekinnet, vefa, sabır, doğruluk, hakikat, adâlet.

Tagut dostlarını nurdan zulmete götürür. Eğer bir kişi âmenû olmuşsa Allah’a ulaşmayı dilemişse Allah onu mutlaka Kendisine ulaştıracaktır. O kişinin nefsinin kalbini mutlaka %50’den fazla nurla dolduracaktır. Karanlık kalp aydınlanmış olacaktır. Kişi devam ederse bu aydınlık giderek artacak ve kişi daimî zikre ulaştığı zaman kişinin kalbindeki hiçbir karanlık kalmayacaktır. Ama vuslata ulaştıktan sonra tagut, insan ve cin şeytanlar o kişiyi tuzağına düşürürse o kişi gittiği yolu inkâr eder hüviyete gelecektir.
Başlangıçta kişi zaten gafildi, Allah’a ulaşmayı dilediği zaman mü’min olmuştu. Allah’a ulaşmıştı ama ulaştıktan sonra fıska düştü. Küfre düştü. Tagut onun aydınlık olan en azından yarıya kadar aydınmış olan kalbini tekrar kapkaranlık hale getirecektir. Tagut bunu zorla yapmıyor, o kişiyi Allah’ın yolundan kendi iradesiyle saptırmak için ona her türlü kötülüğü adım adım işliyor ve kişi Allah’a ulaştıktan sonra yoldan sapıyor, kendi iradesi yapısı ile dalâlete düşüyor.
Öyleyse dînde zorlama yoktur. Dalâletten hidayete adım atmak vardır. Hidayette iken dalâlete düşmek söz konusudur. Her iki hal de kesinlikle serbest iradenin bir mahsulüdür. O kişi dalâleti dilemedikçe asla Allah onu dalâlete düşürmez. O kişi hidayeti dilemedikçe asla Allahû Tealâ onu hidayet üzere kılmaz. Hem zorlamak isteyenlere engel koyuyor hem de bunun mümkün olmadığını söylüyor. Zorlamakla hiç kimse kimseyi dîn sahibi kılamaz. Kurtuluşa ulaştıramaz. Zorunlulukla hiç kimse kimseyi Allah’ın yolundan uzaklaştıramaz.

(Devamı bir sonraki yazıda…)

 

Dr. Fazıl Nimet, 1/11/2012

Bu yazı 1/11/2012 tarihinden itibaren toplam 558 defa okunmuştur.


Yorumlar
Başlık
Yorum
Yorum yazabilmek için üye girişinizi gerçekleştirmelisiniz.


Yazarın son yazıları
  • HANİF DÎNİ'NİN ESASI 7 SAFHA 7 TESLİMDİR! - 1 (2/13/2012)
  • DİNDE ZORLAMA VAR MIDIR? - 3 (1/28/2012)
  • DİNDE ZORLAMA VAR MIDIR? – 1 (12/25/2011)
  • TAKVA NEDİR-3: 5, 6, 7. Safha Takva (12/12/2011)
  • TAKVA NEDİR-2: 2, 3, 4. Safha Takva (12/3/2011)
  • TAKVA NEDİR-1: 1. Safha Takva (11/26/2011)
  • AF VE MAĞFİRET (3. Bölüm) (11/18/2011)
  • AF VE MAĞFİRET (2. Bölüm) (10/4/2011)
  • AF VE MAĞFİRET (1. Bölüm) (8/11/2011)
  • ZİKRİN DÎN’DEKİ YERİ VE ÖNEMİ (II. BÖLÜM) (7/28/2011)
  • ZİKRİN DÎN’DEKİ YERİ VE ÖNEMİ (I. BÖLÜM) (7/20/2011)
  • BİD’ATLER: (5/30/2011)
  • Kadınların Erkekler Üzerindeki Hakları - 3 (5/16/2011)
  • Kadınların Erkekler Üzerindeki Hakları - 2 (5/7/2011)
  • Kadınların Erkekler Üzerindeki Hakları -1 (4/25/2011)
  • KUTLU DOĞUM HAFTASI ÖZEL: (4/16/2011)
  • İSLÂM’DA AİLE, ANNE-BABA, ÇOCUK İLİŞKİLERİ (3/29/2011)
  • İNSANLAR STRESTEN NASIL KURTULABİLİR? (2/22/2011)
  • STRES NEDİR? (1/27/2011)
  • HAK MÜ'MİN KİMDİR? (1/16/2011)
  • Nîmetin kıymeti bilinmezse... (1/5/2011)
  • Hayır Allah’tan, Şer Nefsimizdendir (12/26/2010)
  • AHİR ZAMANDA (HİDAYET ÇAĞINDA) GELECEĞİ MÜJDELENEN MEHDİ RESÛL’Ü AÇIKLAYAN KUR’ÂN ÂYETLERİ - 2 (12/17/2010)
  • AHİR ZAMANDA (HİDAYET ÇAĞINDA) GELECEĞİ MÜJDELENEN MEHDİ RESÛL’Ü AÇIKLAYAN KUR’ÂN ÂYETLERİ - 1 (12/7/2010)
  • Dînde Zorlama Var mıdır? Yok mudur? (11/26/2010)
  • Sevgi Nedir? (11/16/2010)
  • TAKVA (11/4/2010)
  • Dîn Nedir? (10/24/2010)
  • MUHLİSLER (10/15/2010)
  • HİDAYETE VESİLE OLANLAR (9/30/2010)
  • EVLİYALIK (2. bölüm) (9/15/2010)
  • Kadir Gecesi (9/6/2010)
  • EVLİYALIK - (1. bölüm) (8/31/2010)
  • RAHMANI İNKÂR EDENLER, TAGUTU İNKÂR EDENLER (8/22/2010)
  • İhsanla Mürşide Tâbî Olmak Dînin Temelidir! (8/7/2010)
  • Kur'ân Hidayetle Okunur! (7/28/2010)
  • TASAVVUF 7 SAFHA HİDAYETİ YAŞAMAKTIR (7/17/2010)
  • MEHDİ (A.S) VE İSA (A.S)'IN KUR'ÂN-I KERİM'DEKİ İŞARETLERİ-2 (7/4/2010)
  • MEHDİ (A.S) VE İSA (A.S)'IN KUR'ÂN-I KERİM'DEKİ İŞARETLERİ-1 (6/21/2010)
  • Ruh ve Nefs - 2.bölüm (6/9/2010)
  • Ruh ve Nefs - 1.bölüm (5/27/2010)
  • Tatbikattan Kaldırılan Mürşide Tabiiyet, Huşû ve Namaz (5/7/2010)
  • CEHENNEME GİDENLER DÜNYA HAYATINDA ALLAH'A ULAŞMAYI DİLEMEYEN, SAĞIR DİLSİZ VE KÖRLERDİR (4/23/2010)
  • Allah'a Kul Olmak (4/2/2010)
  • Mutlu Olmak (3/25/2010)
  • Devrin İmamı Kimdir? (3/18/2010)
  • Mürşid Kimdir? (3/11/2010)
  • Emanetlerin Allah'a Teslimi (3/4/2010)
  • İslâm Nedir? (2/25/2010)
  • Resûl'e İtaat Allah'a İtaattir (2/17/2010)
  • HANİF DÎNİ'NİN ESASI 7 SAFHA 7 TESLİMDİR! - 1 Dr. Fazıl Nimet
    Güneş ve Ay
    Facebook'ta hayırlı bir iş: TEZEKKÜR Mustafa Seyit
    Ne Var? Ne Yok?
    655 Mustafa Müjdeci
    Her şey insan için
    SEVGİ YOKSA YOKSUN Doğan Kuşman
    Olayın İç Yüzü
    Referandum İmtihanı Barış Aksoy
    Dünyadan
    Diyarbakır:Teksas! Kudret Değirmenci
    Spor Gündemi
    Fizik aktivite ve kilo kontrolü Ayşe Müjdeci
    Sağlık Pınarı
    İlmel Yakîn, Aynel Yakîn ve Hakkul Yakîn hasıl etmek ne anlama gelir? Mustafa G. Güler
    Kur'an ne diyor?
    Ülkemizi Karıştırmak İsteyen Lütfi Tümtürk
    Olaylar ve Yorumlar
    vazgeçmek mi, pes etmek mi İlkay Yılmaz
    Az Öz
    Tek Allah'ın Tek Dini Halim Albayrak
    Dinlerin Birleştirilmesi
    Güneşe bir kısa mesaj... Sibel Yiğit
    Hoşbeş
    ˝Kubbe-i Arz'ın Mihmandarları˝ 4 Gönül Maraşlıoğlu
    Gönül Penceremizden
    Vakit ayrılık vakti Mehtap Abdi
    Bir Yürek Mesafesi
    Potasyum Deposu ˝Tarçın˝ Nazan Başoğul
    Tabiat Eczanesinden Reçeteler
    Muhtelif Mustafa Oğuz
    Bakış Açısı
    Diyarbakır Açık Müzesi Gülay Ozan
    Gezgin
    Divan_ı Kebir'den... Saliha Güner
    Düşünce-Günce
    ORUÇTA AĞIZ KOKUSUNA ÇÖZÜM ÖNERİLERİ Diş Doktoru Gülbeyaz
    Dişler Yolunda
    Habertürk'te Mahmud Erol Kılıç ile harika bir akşam Emek Durmuş
    Hayat Gibi
    Allah'a Kul Olmak / Şeytana Kul Olmak Durdu Bahadır
    Hidayet Esintileri
    Tuz Hakkında Yanlış Bilinen Gerçekler B. Tugay Keçeci
    Evrenin Zerafeti
    Almanya'nın Kuzey Ren-Vestfalya Eyaletinde Müslüman Çocuklara Din Dersi Ender Eker
    Almanya'dan
    3. Dünya savaşı kapıda... Seyfi Usta
    Bir de bizden dinleyin!
    Terör Meselesi'nin Devlet Cephesi Korkut Eser
    Politik Köşe
    BORSA VE BEKLENTİLER Salih Erdin
    Borsada bu hafta
    Osmanlı'da Çocukların Eğitimi - 3 Nurefşan Deniz Temuçin
    Bir İnsan Yetişirken
    Belirsizlik Sıkıntısı Meral Okan
    Tasavvuf
    Mülke hüküm süren kimdir? Sabri Unat
    Dünyadan
    Bulutların Üzerinde Olmak Ali Gürbüz
    Gül'e Özlem
    Evvel Zaman Icinde 4 İsmail Veyseloğlu
    Mavera
    Bilişim Köşesi Taha Erdem
    Bilim Köşesi
    Seven, Sevilen Kişidir! Şule Betül Dağ
    En Hayırlı Dost Kimdir
    FASLIN ASLI YOK ŞİMDİ Zeren Çelebi
    muzik
    ©2010 Hak Aynası, yazarlarımızın yorumları kendilerine aittir, gazetemiz için bağlayıcı değildir.

    Siyaset | Gündem | Ekonomi | Dünya | Spor | Yaşam | Teknoloji | Sağlık | Tasavvuf