Dr. Fazıl Nimet [Güneş ve Ay] |
12/12/2011 |
TAKVA NEDİR-3: 5, 6, 7. Safha Takva
5. SAFHA TAKVA: Nefsin Teslimi, Daimî Zikre Ulaşanların, Ulul’elbab Takvası Âllahu Tealâ 5. safha takvayı A’râf Suresinin 21. âyeti kerimesinde dile getiriyor.
7 / A'RÂF - 201:
İnnellezînettekav izâ messehum tâifun mineş şeytâni tezekkerû fe izâhum mubsırûn(mubsırûne).
Muhakkak ki; takva sahibi kimseler şeytandan onlara gözü bürüyen bir vesvese dokunduğu zaman (Allah'ı) tezekkür ederler (Allah'la tezekkür ederler). İşte o zaman onlar, basar edenlerdir (kalp gözlerinin basar hassası ile görürler: Casiye-23).
Bu dizayn içerisinde olaya baktığımız zaman net olarak şunu görüyoruz. 5. Safha takva, Daimî zikre ulaşan ulul’elbâb takvasıdır. Allahû Teâlâ Kur’ân-ı Kerim’de özellikle Bakara Suresinin 179. âyeti kerimesinde şöyle buyuruyor:
2 / BAKARA - 179:
Ve lekum fîl kısâsı hayâtun yâ ulîl elbâbi leallekum tettekûn(tettekûne).
Ey ulûl elbab! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur böylece ki siz, takva sahibi olursunuz.
Yine Bakara Suresinin 183. âyeti kerimesinde “Oruç size farz kılındı. Umulur ki, takva sahibi olursunuz.” Yani “umulur ki daimî zikre ulaşırsınız” buyruluyor.
2 / BAKARA - 183:
Yâ eyyuhellezîne âmenû kutibe aleykumus sıyâmu kemâ kutibe alellezîne min kablikum leallekum tettekûn(tettekûne).
Ey âmenû olanlar! Oruç, sizden öncekilerin üzerine yazıldığı (farz kılındığı) gibi sizin üzerinize de yazıldı (farz kılındı). Umulur ki böylece siz takva sahibi olursunuz.
6 / EN'ÂM - 153:
Ve enne hâzâ sırâtî mustekîmen fettebiûh(fettebiûhu), ve lâ tettebiûs subule fe teferreka bikum an sebîlih(sebîlihi), zâlikum vassâkum bihî leallekum tettekûn(tettekûne).
Ve muhakkak ki; bu, Benim mustakîm olan yolumdur. Öyleyse ona tâbî olun. Ve (başka) yollara tâbî olmayın ki; o taktirde sizi, onun yolundan ayırır. İşte böyle size onunla vasiyet etti(emretti). Umulur ki böylece siz takva sahibi olursunuz.
6. SAFHA TAKVA: İrşada Ulaşmak, İhlâs Takvası 6. safha takvayı Allahû Teâlâ Mâide Suresinin 100 ve Bakara Suresinin 197. âyeti kerimesinde ifade ediyor. Mâide Suresinin 100. âyeti kerimesinde Allahû Teâlâ şöyle buyuruyor:
5 / MÂİDE - 100:
Kul lâ yestevîl habîsu vet tayyibu ve lev a’cebeke kesretul habîs(habîsi), fettekullâhe yâ ulîl elbâbi leallekum tuflihûn(tuflihûne).
De ki; "Habisin (haram, murdar ve fesadın...) çokluğu senin hoşuna gitse bile, habis (haram ve kötü olan) ile tayyib (helâl ve temiz olan) bir değildir. Ey Ulûl Elbâb! Artık Allah'a karşı takva sahibi olun! Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.
Bakara Suresinin 197. âyeti kerimesine baktığımız zaman şunu görüyoruz.
2 / BAKARA - 197:
El haccu eşhurun ma’lûmât(ma’lûmâtun), fe men farada fîhinnel hacca fe lâ refese ve lâ fusûka ve lâ cidâle fîl hacc(haccı), ve mâ tef’alû min hayrın ya’lemhullâh(ya’lemhullâhu), ve tezevvedû fe inne hayraz zâdit takvâ, vettekûni yâ ulîl elbâb(elbâbi).
Hac, bilinen aylardır. İşte kim onlarda (o aylarda), (ihrama girerek) haccı (kendine) farz edinirse, artık hacta kadına yaklaşmak (ve benzeri davranışlar), fâsıklık (günaha sapmak), cedelleşmek (sürtüşmek, kavga etmek) yoktur. Siz hayırdan ne yaparsanız Allah onu bilir. Ve (hayırlarla) (kendinize) azık hazırlayın. Fakat azığın en hayırlısı muhakkak ki takva sahibi olmaktır. Ve ey ulûl elbab! Bana karşı takva sahibi olun.
Görüyorsunuz ki Allahû Tealâ, 6. safha takva ile takva sahibi olmamızı kesinlikle emrediyor. 7. SAFHA TAKVA: İradenin Teslimi, Bihakkın Takva Sevgili kardeşlerim, Allahû Tealâ’nın dizaynı son derece muhteşem. 7 safha takvanın 7’sini yaşamamızı emrediyor. Nasıl 7 safha İslâm varsa, 7 safha takva var ve her 7 safha takvaya karşılık 7 safha mümin olmak var, 7 safha felâh var, 7 safha huşû var ve 7 safha Sırat-ı Mustakîm, 7 safha teslim söz konusu. İşte takva en önemli kavramlardan bir tanesidir ve Allahû Teâlâ emirlerine en üst seviyede itaat etmemizi, 7 safha takva sahibi olmamızı emir buyuruyor. 7. safha takva Âli İmrân Suresinin 102. ve 172. âyeti kerimesinde dile getiriliyor.
3 / ÂLİ İMRÂN - 102:
Yâ eyyuhellezîne âmenûttekullâhe hakka tukâtihî ve lâ temûtunne illâ ve entum muslimûn(muslimûne).
Ey âmenû olanlar, Allah'a karşı “O'nun hak takvası” ile (bi hakkın takva, en üst derece takva ile) takva sahibi olun! Ve sakın siz, (Allah'a) teslim olmadan ölmeyin!
Allahû Tealâ Âli İmrân Suresinin 172. âyeti kerimesinde şöyle buyuruyor:
3 / ÂLİ İMRÂN - 172:
Ellezinestecâbû lillâhi ver resûli min ba’di mâ asâbehumul karh(karhu), lillezîne ahsenû minhum vettekav ecrun azîm(azîmun).
Onlar (o mü'minler) ki, kendilerine yara isabet ettikten sonra bile Allah'ın ve Resûl'ün davetine icabet ettiler. Onlardan ahsen olanlar (Allah'ın bütün emirlerini yerine getiren, yasak ettiği hiçbir fiili işlemeyenler) ve (azîm) takvaya ulaşanlar için "Azîm Ecir (en büyük mükafat)" vardır.
Bu takva, bu âyeti kerimede ecrun azîm ile bittiğine göre ecrun azîm en büyük ecirdir. En büyük ecrin sahibi olacaklarını beyan ediyor. En büyük ecir ancak 7 safha takva sahipleri içindir. Allahû Teâlâ Âli İmrân Suresinin 102. âyeti kerimesindeki bi hakkın takvayı, bi hakkın takvanın sahiplerinin ecrin azîme mazhar olanlar olacağını beyan ediyor. Öyleyse günümüz dîn tatbikatında “Takva Allah’tan korkmaktır.” diye ifade edilen konu, bu bir bid’attır. Çünkü sadece korkmak olarak ifade ederseniz takva kavramı geçen bütün âyeti kerimelerdeki o muhteşem kavramın içini boşaltırsınız ve manayı saptırırsınız ve 7 safha takva tamamen dîn tatbikatından çıkar. Nitekim günümüzde de öyle olmuş durumda. Halbuki takva nefsi günah işlemekten korumaktır. Nefs, Allah’ın emirlerine itaat etmediği zaman derecat kaybeder. Nefs, Allah’ın yasaklarını işlediği zaman derecat kaybeder, günah işler. Onu korumak ise Allah’ın emirlerine %100 itaat, yasak ettikleri fiilleri işlememekle gerçekleşir. Yani kısacası Kur’ân’daki emir ve nehiylere itaatla kişi takva sahibi olabilir. Yoksa ben Allah’tan korkuyorum demekle hiç kimsenin takva sahibi olamayacağını Rabbimiz buyuruyor. İblis Allah'tan korkuyor ama takva sahibi değildir.
59 / HAŞR - 16:
Ke meseliş şeytâni iz kâle lil insânikfur, fe lemmâ kefere kâle innî berîun minke innî ehâfullâhe rabbel âlemîn(âlemîne).
(Münafıkların size vaadleri), şeytanın (vaadlerinin) durumu gibidir. İnsana: “İnkâr et (kâfir ol).” demişti. Fakat, inkâr ettiği zaman: “Muhakkak ki ben senden uzağım, elbette ben, âlemlerin Rabbi Allah'tan korkarım.” dedi.
O halde eğer gerçekten takvayı korku ile ifade etmek gerekecekse Allah’ın üzerimizdeki sevgisini kaybetme korkusudur. Çünkü takva, lugat manası ile korunmak anlamına geliyor, sakınmak anlamına geliyor. Yoksa normal bildiğimiz bir korku değil. Kötü hesaptan korkmak Takva Kur’ân-ı Kerim’de çok geniş bir biçimde anlatılmıştır. Allah’ın dizaynı budur. O dizayna uymak hepimizin vazifesi görevidir. O halde 7 safha takvayı yaşamak Allah’ın bütün emirlerine itaat, yasak ettiği fiilleri işlememekle elde edilir. Kur’ân-ı Kerim’de bunu ifade etmiş. Allah’ın bütün peygamberleri kendi kavimlerini “Allah’a ulaşmayı dileyin!” diyerek Allah’a davet etmişlerdir. Yine Allahû Teâlâ’nın bütün peygamberleri “Takva sahibi olun, bana da itaat edin” diyerek, 2. safha takvayı da kavimlerine bildirmişlerdir. 3. safhaya kadar olan muhteva Allahû Teâlâ’nın garantisinde gerçekleşmektedir. Ondan sonraki takva safhaları kişinin kendi gayreti ve azmi bu yolda gösterdiği çabanın bir mahsulüdür. Fizik vücudun teslimi ile 4. safha takva, nefsin teslimi ile 5. safha takva, irşada ulaşmakla 6. safha takva ve iradenin Allah’a teslimi ile de 7. Safha takvanın sahibi olur kişi. Sevgili kardeşlerim öyleyse “Takva Allah’tan korkmaktır.” İfadesi bir bid’at olarak dînimize girmiştir. Bu bid’atın Kur’ân âyetleriyle aslî manaya döndürülmesi gerekir. Dîn bid’atlerden temizlendiği takdirde Kur’ân’daki İslâm yaşanmaya başlar. Bid’atlerle hiç kimse dîni yaşayamaz. Dînin yegane kaynağı Kur’ân-ı Kerim’dir. A’dan Z’ye kadar hepimizin Kur’ân’a uyması lâzımdır. Hepinizin hem dünya hem ahiret saadetine ulaşmanızı dileyerek yazımızı burada tamamlamış oluyoruz. Allah hepinizden razı olsun.
Dr. Fazıl Nimet, 12/12/2011
Bu yazı 12/12/2011 tarihinden itibaren toplam 803 defa okunmuştur.
|