Dr. Doğan Kuşman [Olayın İç Yüzü] |
02.10.2009 |
EDEBİ ÖĞRENMEK İÇİN BİR EDEBSİZ Mİ LÂZIM?
Evinize bir misafir gelmek için haber gönderir. Ee ! Gelsin bakalım nedir ziyaretin sebebi dersin ve buyur edersin. Hatta geldiğinde iyi bir intiba bırakmak için her şeyin mükemmel veya mükemmele yakın olmasını arzu edersin. Amaç misafirin döndüğünde saygının ve sevginin, eğitilmişliğin(aslında terbiyenin) ne anlama geldiğini öğrensin ve çevresinde kötü ve önyargılı düşünenlere, iyi bir referans olsun diye. Olacak iş mi? Misafirle muhabbetin en koyulaştığı anda, hatta misafirin izzeti ikramdan en etkilendiği anda. Evin oğlu misafirin suratına pabucunu fırlatıyor. İtibarın gitmiş olmasına yanmam kendimizi onlardan daha medeni ve kültürlü olduğumuzu ispat etmişken, bizim oğlan pişmiş aşa soğuk suyu katmış, bizi karalamak ve bize karşı kötü niyet besleyenlerin ekmeğine yağ süren bir evlat yetiştirmişiz ona yanarım. Hain bir evlat yetiştirdiğimiz açıkça belli de hain oğlumuza alkış tutan bazı komşularımıza ne demeli. Zaten oğlan yaralamış konu komşu da çanak tutuyorken bizde itibar yerle yeksan. Osmanlı olsa idi alırdı evlat da olsa kelleyi böyle çürük tohumun soyu kurutulurdu, bir daha benzeri olmasın diye. Çünkü misafir ne olursa olsun ev sahibinin himayesine girmiştir. İncitilmemesi gerekir. Aile içinde meydana gelen bir sıkıntı. Evlat meşhur olacağım diye en utanç veren tabloyu sergilemiştir. Ne acı ki, terbiyesini verecek olan kişi bu gençlerin demokratik tepkisi ve demokratik bir davranış diye, insan hak ve özgürlüklerinin yeni bir tanımını getiriyor. Kişiler yaptıklarından sorumludur. Ona terbiyeyi veren ataları kınanmaz. Vay be severim ben böyle bir anlayışı da şu kıssa ne olacak. Hani derler ya “Her koyun kendi bacağından asılır” İnanmayın fitnenin biri uydurmuş: Padişah, şehzadeye derki” oğul dinini yaşamıyorsun namazlarını ihmal etme”.Şehzade “Ey baba her koyun kendi bacağından asılır”.bunun üzere padişah vezirine derki ” bir koyun boğazlayın derisini yüzmeden şehzadenin kapısının önüne asın. Benim emrim gereği kimse indirmeyecek. Ta ki, ben koyunu indirin diye söyleyene kadar”. Derisi yüzülmemiş koyun, kısa bir süre sonra kokmaya başlar. Şehzade indirilmesini istese de “emridir yüce padişahımın” derler ve şehzade dayanamaz padişahın huzuruna çıkar, der ”Ey baba astırdığın koyun kokuyor ve beni rahatsız ediyor, nedir muradın?” Padişah da der ki “Hani oğul her koyun kendi bacağından asılırdı ya işte o koyun da kendi bacağından asılı ama etrafını da rahatsız eder”. Şehzade ne yapar bilemeyiz, bu sadece bir öğüttür. Ama bizim şehzadeler ortalığı kokuttu be! Edebi Allah’tan öğrenmiş bir nesil temennisi ile.
Doğan Kuşman, 02.10.2009
Bu yazı 02.10.2009 tarihinden itibaren toplam 955 defa okunmuştur.
|