Dr. Doğan Kuşman [Olayın İç Yüzü] |
26.08.2010 |
Müslüman mısınız?
Elhamdülillah tabi diyeceksiniz. Hatta böyle sorumu olur, şüphen mi var? ”densizlik” diyeniniz de olacak. Kusura bakmayın.Nereden biliyorsun?Diyeniniz varsa. Nereden mi biliyorum? Böyle bir yazıyı yazma ihtiyacı duymazdım yoksa. Müslüman kelimesi, dilimizde yer almış bir isim. Asıl kapsadığı mana,bir çırpıda söylenecek bir kavram değil. Müslüman kelimesi, İslâm kelimesi dilimizde Türkçeleştirilmemiştir.Tuhaf değil mi? Dilimizdeki her Arapça ve Farsça kelime hatta Osmanlıca dediğimiz Öz Türkçe kelimeler değiştirildiği halde, ne hikmetse bu Arapça kelimeler değiştirilmemiştir.”Müslüman. İslâm” Teslim olan ve Teslim(Sulh sükûn). " Şimdi tekrar sorayım Siz Teslim olanlardan mısınız? Evet, duyamıyorum söylediğinizi. Mırıldanmayın anlaşılmıyor. Neyin teslim edileceğini bilemiyorsanız, nereden bileceksiniz ki neyinizi ve ya nelerinizi, nereye teslim edeceğinizi. Öyle ibadetle, kıbleye dönmek ile teslim olunur falan demeyin, kendiniz bile inanmadığınızdan eminim. Ülkemizdeki din bezirgânlarının, dalâlette olan bir insanın nasıl hidayete ereceğini bilmediği bir dönemde, bize de böyle bir şeyler yazmak gerekli olduğunu ve üzerimize bir sorumluluk diye düşünüyorum. Bakın, en büyük örnek ile önemliliğini arz edeyim. ÂLİ İMRÂN-20: Fe in hâccûke fe kul eslemtu vechiye lillâhi ve menittebean(menittebeani), ve kul lillezîne ûtûl kitâbe vel ummiyyîne e eslemtum, fe in eslemû fe kadihtedev, ve in tevellev fe innemâ aleykel belâg(belâgu), vallâhu basîrun bil ibâd(ibâdi). Bundan sonra eğer seninle tartışırlarsa o zaman onlara de ki: "BEN VE BANA TÂBİ OLANLAR VECHİMİZİ (FİZİK VÜCUDUMUZU) ALLAH'A TESLİM ETTİK. O Kitab verilenlere ve ümmîlere: "Siz de veçhinizi (fizik vücudunuzu) (Allah'a) teslim ettiniz mi?" de. EĞER TESLİM ETTİLERSE, O TAKDİRDE, HİDAYETE ERMİŞLERDİR. Ve eğer yüz çevirirlerse, o zaman sana düşen sadece tebliğdir. Ve Allah, kullarını en iyi görendir. Peygamberimiz S.A.V. Efendimiz ve Ashabı ilk teslimiyetlerini yerine getirmişler. Veçhlerini(Fizik bedenlerini)Allah’a teslim etmişler. Teslimden önce de Hidayete ermiş olması gerekiyor ki teslimiyet gerçekleşmiş olsun. YÛNUS-45: Ve yevme yahşuruhum keen lem yelbesû illâ sâaten minen nehâri yete ârefûne beynehum, kad hasirellezîne kezzebû bi likâillâhi ve mâ kânû muhtedîn(muhtedîne).Ve o gün (Allahû Tealâ), gündüzden bir saatten başka kalmamışlar (bir saat kalmışlar) gibi onları toplayacak (haşredecek). Birbirlerini tanıyacaklar (aralarında tanışacaklar). Allah'a mülâki olmayı (Allah'a ölmeden önce ulaşmayı) yalanlayanlar, hüsrandadır (nefslerini hüsrana düşürdüler). Ve hidayete eren kimseler olmadılar (ruhlarını ölmeden evvel Allah'a ulaştıramadılar). Size, Hidâyete ermenin nasıl olacağı öğretilmediyse. O zaman dalâletten kutulamazsınız. Bu şartlarda ibadetlerinizin ne faydası var ki? KEHF-105: Ulâikellezîne keferû bi âyâti rabbihim ve likâihî fe habitat a’mâluhum fe lâ nukîmu lehum yevmel kıyameti veznâ(veznen). İşte onlar, Rab'lerinin âyetlerini ve O'na mülâki olmayı (ölmeden evvel ruhun Allah'a ulaşmasını) inkâr ettiler. Böylece onların amelleri heba oldu (boşa gitti). Artık onlar için kıyâmet günü mizan tutmayız. Kendi elleriniz ile teslim emrini anlamadığınız veya istemediğiniz için amellerinizi heba (boşa) çıkarmanız, hüsrana düşmeniz çok mu hoşunuza gidiyor? Allah teslim olmanızı farz kılmış. ÂLİ İMRÂN-102: Yâ eyyuhellezîne âmenûttekullâhe hakka tukâtihî ve lâ temûtunne illâ ve entum muslimûn(muslimûne). Ey âmenû olanlar, Allah'a karşı “O'nun hak takvası” ile (bi hakkın takva, en üst derece takva ile) takva sahibi olun! Ve sakın siz, (Allah'a) teslim olmadan ölmeyin! En azından bu emrine karşı geldiğiniz için şâkî olursunuz. Teslim olmadan ölmemeniz için hidayet’e ermiş olmanız gerekir ki, ”hidayet ruhun ölmeden Allah’a ulaşmasıdır( Allah’ın ulaştırmasıdır)”.Demek ki önce Allah’a ait olan ruhunuzu Allah’a ulaştırmayı dileyip. Allah’ın sizin ruhunuzu kendisine ulaştırması ile hidâyete ermiş olasınız. Sonra fizik bedeninizi Allah’a teslim edip bir farz emri yerine getirmiş olun. NİSÂ-125: Ve men ahsenu dînen mimmen esleme vechehu lillâhi ve huve muhsinun vettebea millete ibrâhîme hanîfâ(hanîfen), vettehazallâhu ibrâhîme halîlâ(halîlen). Ve hanif olarak Hz. İbrâhîm’in dînine tâbî olmuş ve veçhini (fizik vücudunu) Allah’a teslim ederek muhsin olan kimseden, dînen daha ahsen kim vardır. Ve Allah, Hz. İbrâhîm’i dost edindi. Fizik vücudunuzu (Veçhinizi) teslim edin ki, dinde hem Hanif dinini yaşayın, hem de fizik bedenin teslim farzını yerine getirip MUHSİN olanlardan olun. Dinde ahsen(en güzel) olan bir kimse olasınız.
Doğan Kuşman, 26.08.2010
Bu yazı 26.08.2010 tarihinden itibaren toplam 1020 defa okunmuştur.
|