Dr. Doğan Kuşman [Olayın İç Yüzü] |
09.07.2010 |
Keşke çekseydiniz!
Hiç kendinizi hesaba çektiniz mi? Keşke çekseydiniz! Olur ya, yarın huzuru ilâhide hesap vermekte faydası olur. İnsanlar devamlı beraberlerinde olan şeylerin kıymetini bilmezler ve hoyratça kullanır, incitip kırmayı kendisince doğal bir davranış olarak görür. Hâlbuki ilk günler de; eşimiz olsun, annemiz olsun ne kadar kıymetli idi bizler için. Bir dakika olsun elini bırakamadığımız, eteğini tutup her an yanında olduğumuz değerler. Onlarsız olamaz gibiyizdir hep. Ama ne kadar riya dolu bir hayatmış diye düşünüyorum. Biraz büyüyünce sanki kendi dünyamızı dışarıdan aşılamayacak engeller ile çevirip. Yeni değerleri içeri alıp eski değerleri kullanılmış ve eskitilmiş değersiz birer nesne gibi kendimizden uzaklaştırırız. Gün be gün Allah’tan uzaklaştıktan sonra, diğer unsurlardan uzaklaşmazsak şaşarım. Bence kendisini değerli kılan her değerden uzaklaşarak kendisinin kıymetinin artacağını sanan zavallı bir ucube gibi oluruz. Siz, beslediğiniz yavru bir muhabbet kuşunun oyunları ile mutlu oldunuz mu? Bir gün onun da büyüyerek artık sizin ilginizi çekmediği zaman. İlgi azlığı nedeni ile suyunu koymayı unuttuğunuz için bu yüzden kuşun ölmesi, sizin yüreğinizi burktu mu hiç? Düşünün, bir zamanlar beraber olduğunuz ve birçok anılarınızı beraber paylaştığınız değerleri kaybettiğinizi. Bir anınızı tazeleme ihtiyacını artık yalnız yapacak eski yaşanan güzel anıları tek başınıza yâd edeceksiniz. Elleriniz arasına aldığınız başınız yavaşça öne eğilecek, burnunuzda bir sızı oluşacak. Söyler misiniz bilmem” Keşke beraber geçirdiğimiz günlerin kıymetini bilseydim ve onu hiç incitmese idim. Şimdi olsa ne güzel olurdu, işimi gücümü bırakır ona daha fazla zaman ayırırdım”. Diyebilecek misiniz? Yaşınız ilerledi ve olgunlaştıkça unutmayın keşkeleriniz gittikçe çoğalacak bir pişmanlıktır bitmeyecek. Artık etrafınızda sizi de ucuz değerler karşılığı harcayanlar olacak. O sizin için kıymeti olan varlıklar ile beraber olamayışınızı, zamanın gittikçe sizi yalnızlığa ittiğini görür. Bir zamanlar bu tür davranışları başınızdan geçen bir anı olduğunu, ama acı bir anı olduğunu fark edip, hayata bu tarafından baktığınız oldu mu hiç? İmrendiğiniz bir aile vardır tanıdık hısımlarınızdan. Siz onları hiç önemsememiş ve hatta biraz yaşamasını bilmiyor dediğiniz kişiler. Şimdi onları gözlemliyor, anımsıyor veya onlar haklıymış, onların yaşadıkları doğruymuş dediğiniz kişiler. Dillerinden Allah kelimesi düşmeyen her şeye Allah sevgisi ile bakan kişiler. Ataları ve evlatları ile dolu bir hayatı yaşayan, fakat uyum içinde bir huzur ve mutluluk tablosunu çevreye resmeden kişiler. Sadece imrenirsiniz ve gene ellerinizin arasındaki başınız eğilir ve keşke dersiniz bir fısıltı halinde. Yazık olmuştur senelere. Uçup girmiştir değerler ve zaman avuçlarınızın içinden. Sadece size keşke demek kalmıştır, yitirilmiş değerlerin arkasından. Siz, evet siz, kendinizi nasıl hissediyorsunuz bu yazıyı okuduktan sonra. Keşke mi diyorsunuz hala? Yazık ördüğünüz kibir duvarı içinde keşkeler ile yalnızlığa kendinizi hapsetmiş bir ömre hoş geldiniz. Ne kadar yazık boşa geçen beyhude ömrünüze. Kendimizi bu olayları yaşamadan hesaba çeksek daha iyi olmaz mıydı? Allah ve Resulünden uzaklaştıkça sevgiden ve huzurdan uzaklaştığımızı, nefsimizin çıkarları için bizim en kıymetli yakınlarımızı nasıl incittiğimizi fark edip keşkelerden uzak olabilseydik ve hesabı kendimize verebilseydik. KEŞKE! 09.07.10
Doğan Kuşman, 09.07.2010
Bu yazı 09.07.2010 tarihinden itibaren toplam 1702 defa okunmuştur.
|